Göç olgusu tarihsel ve mekansal anlamıyla insan yaşanabilirliğinin onsuz olmazı durumundadır. Kuramsal ve pratik yönleriyle göç hareketliliklerinin izlenmesi, anlaşılması, insan ve mekandaki etkilerinin belirlenmesi UDSR/DURS’un çalışma önceliklerinden biridir.

Göç’ün kent yaşamı başta olmak üzere hayatı etkilediği ortamların yaşanabilirliğini gözlemlemeyi, bilimler – disiplinlerarası kuramlar perspektifinden akademik ve kültürel öğrenme – aktarma süreçleri geliştirmeyi amaçlıyoruz.

Uzmanlar ve politika yapıcılar için göçle ilgili tartışma ve analizleri tamamlayacak, nesnel ve güncel veriler üretebilmek için çalışıyoruz.

İç ve dış göçün, Uluslararası Göç Örgütü (IOM) tarafından yayınlanan Uluslararası Göç Hukuku Göç Terimleri Sözlüğü’nde yapılan tanım ve ayrımları dikkate alıyoruz.

“Bir kişinin veya bir grup insanın uluslararası bir sınırı geçerek veya bir Devlet içinde yer değiştirmesi. Süresi, yapısı ve nedeni ne olursa olsun insanların yer değiştirdiği nüfus hareketleridir. Buna, mültecilerin, yerinden edilmiş kişilerin, ekonomik göçmenlerin, aile birleşimi gibi farklı amaçlarla hareket eden kişilerin göçü de dâhildir.”

Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen kalkınma için 17 amaç açısından göç, yaşanabilirliğin yönünü, geleceğini etkileyen önemli olgulardan birisi. Bu kabulle; birey ve toplum için yerel ve uluslararası alanda; entegrasyon, geri dönüş, dışlanma, hak ihlalleri konularını da içeren sosyal değişimi izliyoruz. Kaynak, geçiş ve varış mekanlarında göçe dayalı değişimleri araştırıyoruz. Kadınlar, çocuklar, engelliler, yoksullar gibi göç süreçlerinden daha fazla etkilenenler, öncelikli odak gruplarımız. Birçok açıdan göçü anlamaya, izlemeye çalışıyoruz ve sürdürülebilir insani kalkınmanın göçle ilintisine dikkat çekiyoruz.

Dünyada göçmen, sığınmacı ve mülteci statüsünde bulunanların sayısı her yıl artıyor. UNCHR verilerine göre 79,5 milyon insan yaşadıkları ülkeyi ya da kenti zorunlu olarak terk etmek zorunda bırakıldı.

Göç hareketliliğine dahil olan kitle; ülke içi zorla yerinden edilme, kentler arası sosyo-ekonomik nedenlerle göç edenler, savaş ya da çatışmalar nedeniyle yaşadıkları yerleri terk edenler, daha iyi mesleki eğitim ve istihdama erişmek isteyen beyaz-mavi yakalılar ile öğrenciler, kültürel veya tercih farklılıkları nedeniyle yaşadıkları yerlerde dışlanarak yaşadıkları yerden ayrılanlar gibi gruplar da katıldığında, dünyanın en fazla nüfusa sahip devletini kurabilecek kadar büyüdü.

Gezegende, geçmiş çağlardakinden daha fazla göç hareketliliği, göçten etkilenmeyen mekan bırakmamış durumda ve iklim değişikliği etkisiyle yaşanabilecek dengesizlikler insanoğlunu başka gezegenlere göç etme çalışmalarını ciddiye alma noktasına getirdi.

Tüm insanlık için bilim insanlarının, entelektüellerin, politika yapıcıların göç yönetimi süreçlerine katkıda bulunması kaçınılmaz noktada ve biz UDSR/DURS olarak ülkemizde bu süreçlerde yer almaya, katkıda bulunmaya çaba gösteriyoruz.