Küreselleşme durumu her çağda yaşanmakta, çağın ratio gelişmelerine istinat ederek belirli güçlerin dünyaya egemen olmasıyla biçimlenmektedir. Askeri, ekonomik ya da kültürel dinamikler açısından güçlü duruma geçen aktörlerin bir çağda, devletleri, ülkeleri, kültür ve uygarlıkları hegemonik alanlarında tutmaya çalışmaları, dünya için çoğu zaman yıkımla sonuçlanan tarihsel değişimlerin kaynağını oluşturmaktadır.

21. Yüzyıla girildiğinde çağın küreselleşmesinin temel güdüsü, küresel insiyatif sağlayan dinamikler ve araçlar (devletler, sınıflar, uluslararası kuruluşlar ve tröstler) ile dünyanın kontrol edilebilir tek mekana dönüştürülmesidir. Bu güdü, dünya için büyük güvenlik tehditleri ve diplomatik kuşatmaları ortaya çıkarmaktadır.

Çağın küreselleşmesinin ortaya çıkardığı güvenlik ve diplomasi kuramlarını dikkate alarak, bilim, kültür, sanat, medya, bürokrasi, hukuk, diplomasi, politika gibi onlarca alandan Stratejist uzmanların bir araya getirilmesi, farkındalık yaratılması, dünyadaki etkili emsalleriyle birlikte çalışmaları, kamuoyu oluşturmak için çaba göstermeleri büyük önem taşımaktadır.

Küresel ısınma ve iklim değişikliği, çevre kirliliği, kontrolsüz kentleşme, nükleer silahlanma, elektromanyetik ve kimyasal yoğunlaşma gezegende, insan dahil tüm canlıların yaşam alanlarını ortadan kaldırmaktadır. İçilebilir su kaynakları, doğal beslenme kaynakları, tarım arazileri tükenmektedir.

Çağ küreselleşmesinin neredeyse tüm çıktıları tüm gezegende etkili afetlere dönüşmüş durumdadır. Bu ana yıkım dışında türev yıkımlarla karşılaşma, kaçınılmaz ve geri dönülemez noktadadır. Kıtlık, yaşanabilir çevrenin kaybı, kuraklık, salgın hastalıklar, gıda tedarik zincirlerinin çöküşü, ana yıkımlardan kaynaklanan ve dünyanın tamamını tehdit eden afetlere evrilmektedir. Afet olgusunun yeniden ele alınması, direnim modellerinin tartışılması, geliştirilmesi ve afet oryantasyonunun sağlanması gerekmektedir.

Gıda rezervlerinin dünya nüfus artış hızında geliştirilmemesi, tarımda kimyasal ve biyolojik operasyonlar ortaya çıkarmakta, genetiği değiştirilmiş organizmalarla hibrit hale getirilmiş gıda varyasyonları üretmeye ülkeler zorlanmaktadır.

Küresel iklim değişikliği canlı habitatlarının tamamını tehdit etmekte ve doğal rezervlerin tükenişi için filtrasyon veya ikame kaynak sitemleri dayatılmaktadır.

Enerji alanında yaşanan daralmaya karşı önerilen alternatif modellerine geri kalmış veya gelişmekte olan ülkelerin erişimi engellenmekte; bu ülkelerin halen daha fosil yakıt tedarikçisi olmaları sağlanmaya çalışılmaktadır.

Robot ve yazılım teknolojilerinde sağlanan ilerleme emek-değer piyasalarını daraltmakta ve etkisizleştirmektedir. Gelirin paylaşımı ve sosyal güvenlik sistemlerini tehdit eden ekonomik modeller çağ küreselleşmesinde yeni bir liberalleşme türü olarak sunulmaktadır.

UDSR/DURS olarak odaklandığımız yaşanabilirlik kavramını etkileyen “yaşanabilirliği engelleyen” tüm süreçleri, güvenlik sorunu olarak kabul ediyoruz. Bu olumsuzlukların azaltılması ve kontrol edilebilmesi için bilim odaklı yaklaşımlar geliştirmeyi amaçlıyoruz. Araştırmalar yapıyor, akademik ve entelektüel zeminlerde süreçleri iyileştirebilecek çalışmalarda yer alıyoruz.