Dünya nüfusunun yarıdan fazlasının ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkede üçte iki oranında kentsel mekanlarda yaşamaya başladığı bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Bu aşama yerel yönetimlerin, merkezi hükümetlerin, iş dünyasının ve diğer bileşenleri etkiliyor.

Kentin kentleşmeyle yaşadığı fiziki, mekansal değişim aynı zamanda tüm sosyal grupları ve bireyleri de yeni yaşanabilirlik süreçleriyle tanışmaya zorluyor. Ulaşım, barınma, eğitim, sağlık, su ve diğer temel ihtiyaç tedarik ağları, göçle biriken kentli nüfusun geldikleri mekanlardakinden farklı ve yoğun taleplerini biçimlendiriyor.

Kentleşme politikaları artık ülkesel çerçevede ele alınamaz durumda ve oluşturulmasında daha fazla uluslararası faktörün dikkate alınması veya içselleştirilmesi gerekiyor. Küresel kent kavramı fizik ve sosyal anlamlarıyla mekanlar üzerinde daha kapsayıcı olmaya başladı. Coğrafi konumuna bakılmaksızın tüm insan yerleşmeleri, küresel ağlara dahil olmak için çaba gösteriyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler için bu durum; idari, teknik, ekonomik ve beşeri kaynakların geliştirilmesini gerektiriyor.

Kent ve kentleşmenin mimari ve inşai yönleri yanında insana, tüm canlılara sunabileceği faydaların geliştirilebilmesi için UDSR/DURS , bilimsel ve entelektüel yaklaşımların gerekliliğini savunuyor. Gerek bir sivil toplum kuruluşu olarak gerekse dinamik bir bilim buluşması platformu olarak başta yerel yönetimler olmak üzere tüm politika yapıcılar ve uygulayıcılarla işbirliğine açık çalışıyoruz.

Ülke içi ve dışından yerel yönetimlerle ve uluslararası kuruluşlarla gerçekleştirdiğimiz araştırma, yayın, etkinlik, proje işbirlikleri ile kurumların örgütsel ve fonksiyonel yapılandırma çalışmalarını destekliyoruz. Politika yapıcılar, kamuoyu, meslek kuruluşları ve diğer aktörlerle, yaşanabilir kent ve kentleşme modelleri ortaya konulmasında katkısı olan, katılımcı demokrasiyi savunan bir oluşum olma çabası içindeyiz.